Tüp bebek fiyatları 2022 Ankara da işlemin yapıldığı merkeze ve yapılan uygulamalara göre değişir. Ankara tüp bebek fiyatları 2022 yılında %30 oranında zamlanmıştır. Tup bebek Ankara’da pekçok hastenede ve tüp bebek merkezinde uygulanmaktadır. Ankara tüp bebek tedavisi sayesinde çocuk isteği olan pek çok çift hayallerine ulaşabilmektedir. Ankara tüp bebek fiyatları 2022 için doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz.

Sağlıklı bir gebelik ve sağlıklı bir bebek sahibi olmak her ailenin en büyük arzusudur. Pekçok ailede herhangi bir sıkıntı yaşanmadan gebelik oluşurken, çiftlerin bir kısmında gebe kalma zorlaşır ya da gecikir. Ancak gelişen tüp bebek teknikleri sayesinde artık günümüzde bebek sahibi olamayan kadınları gebelik elde edebilmeleri kolaylaşmıştır. Tüp bebek Ankarada pek çok hastanede ve tüp bebek merkezinde yapılmaktadır. Biz hastalarımızın tüp bebek tedavisini anlaşmalı olduğumuz tüp bebek merkezlerinde gerçekleştirmekteyiz. Ankara tüp bebek tedavisi hakkında bilgi almak için doktorunuzu arayabilirsiniz.

İÇİNDEKİLER

Tüp bebek Ankara’da nasıl yapılıyor?

Tüp bebek tedavisinde öncelikle yapılan testlerle erkekte ya da kadındaki sorunlar incelenir. Yine tüp bebek yapılmasına engel bir hastalığın varlığıda araştırılır. Kısırlık nedeninin %15’i kadında, %15’i erkekte tesbit edilmektedir. Erkekte sperm tesbit edilmesi tüp bebek tedavisi için yeterlidir. Kadına adetli dönemde tüp bebek iğneleri başlanarak yumurtalar geliştirilir ve belli büyüklüğe geldiğinde çatlatma iğnesi ile yumurtanın yapıştığı duvardan ayrılması sağlanır. Çatlatma iğnesinden 36 saat sonra anestezi altında yumurta toplama işlemi yapılır. Toplanan yumurtalar embriyologlar tarafından laboratuvar ortamında erkeğin spermleri ile döllenir. Üç günlük ya da 5 günlük iken annenin rahmine yerleştirilir.

Tüp bebek tedavisi erkekten alınan sperm ile kadından alınan yumurtanın labaratuvar ortamında döllenmesi ve oluşan embriyonun rahim içine yerleştirilmesidir. Bu tedavi Ankara tüp bebek doktorları tarafından titizlikle yapılmaktadır. Tüp bebek tedavisi için başvuran çiftler detaylı bir muayeneden sonra gerekli tedavi şekli belirlenmektedir. Tüp bebek tedavisi hastadan hastaya değişmekle beraber 15-20 gün arasında değişen bir süreçte tamamlanır. 

Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Yapılır?

Tüp bebek tedavisi günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılan bir tedavi şeklidir. Kadında ve erkekteki problemlerden kaynaklanan infertilite problemi yanında hiçbir neden bulunamayan ve çocuk sahibi olamayan çiftlerde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Tüp bebek tedavisi şu durumlarda kullanılır:

  • Nedeni açıklanamayan infertilite
  • Kadınlarda tüplerinin tıkalı olması
  • Kadında yumurtlama bozuklukları
  • Herhangi bir nedenler oluşan düşük yumurtalık rezervi
  • İleri kadın yaşı
  • İleri derecede endometriyozis hastalığı
  • Sperm sayı ve kalite bozukluklarında
  • 3-6 defa uygulanan aşılama tedavisi sonrası
  • Ailede genetik geçişli hastalık öyküsü olması

Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları Nelerdir?

Tüp bebek tedavisinde çeşitli ilaçlarla kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmektir. Yumurtalar toplanarak laboratuvar ortamında döllenir. Tüp bebek tedavisinde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.

Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir (Embriyo transferi). Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50’sinde gebelik oluşur. Transfer edilen embriyo sayısının artırılması çoğul gebelik riskini artırmaktadır. Bu sebeple ülkemizdeki yönetmeliklere göre 35 yaş altı kadınlarda 1 embriyo, 35 yaş ve üzerindeki kadınlara ise 2 embriyo transferi yapılmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları:

– İlk Görüşme

Tüp bebekte bir tedavi seansı yaklaşık 15-17 gün sürer. Birkaç seans tedavi gerekebilir.
İlk Görüşmede:

  • Anne ve baba adayları ayrı ayrı değerlendirilir
  • Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü, beslenme önerilerinde bulunulur
  • Sigara, alkol, ilaç, madde kullanımı hakkında bilgi alınır, tavsiyelerde bulunulur
  • Muayene, ultrason, rahim filmi ve bazı kan testleri yapılarak kadın değerlendirilir
  • Sperm testi yapılarak erkek değerlendirilir
  • Gerçekten tüp bebek yapılmasına gerek var mı sorusunun cevabı belirlenir
  • Alternatif tedaviler ( aşılama, vb) hakkında bilgi verilir
  • Gebelikte ortaya çıkabilecek riskler önceden belirlenip, gebe kalmadan bazı testler yapılarak önceden bu problemler için önlem alınır
  • Gebelik öncesi danışmanlık verilir (beslenme, folik asit, aşılar)
  • Tedaviler ve başarı oranları hakkında hasta bilgilendirilir
  • Tedavi planı belirlenir

Tüp Bebek öncesi kadınlar için yapılması gereken testler:

  • Kan grubu, tam kan sayımı, bazı kanama-pıhtılaşma testleri
  • Hormon testleri olarak FSH, LH, Estradiol, Prolaktin, Progesteron, TSH.
  • Mevcut enfeksiyonların veya bağışıklığın önceden tanımlanması için HBsAg, antiHBs, antiHCV, Rubella IgM-IgG, Toxoplasma IgM-IgG testleri.
  • Gerekli görüldüğü takdirde diğer sistemik hastalıklara ait tetkikler, mikrobiyolojik ve genetik testler de ilave edilebilir.​

– Yumurtalıkların Uyarılması

​Genelde adetin 2. veya 3. günü yumurta geliştirici iğnelere başlanır (Ultrasonografi ve testler normalse)

  • Tüp bebek tedavisi sırasında kadının belirli zamanlarda ultrasonografi ve hormon testleri bakılarak yakın takibi hem başarıyı arttırması hem de tedavinin emniyeti açısından önemlidir. 2-3 gün aralıklarla ultrason ve/veya kanda testleri yapılarak yumurta gelişimi takip edilir.
  • Yumurtalar belirli büyüklüğe ve olgunluğa ulaştığında yumurta çatlatma iğnesi yapılır. İyi kalitede yumurta elde edebilmek için hastanın çatlatma iğnesini belirtilen saatte yaptırması ve yine belirtilen saatte yumurta toplama işlemi için merkezde bulunması son derece önemlidir.
  • Çatlatma iğnesinden yaklaşık 36-37 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır. Bazen yumurta sayısının fazla olmasına karşın içlerinden yumurta hücresi çıkmaz. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri hastanın çatlatma iğnesini yanlış saatte yaptırmış olmasıdır. 

– Yumurta Toplama İşlemi

  • ​Bu ağrılı bir işlem olduğu için anestezi altında yapılır. Bu nedenle hastanın mutlaka 6-8 saattir aç olması gerekir
  • Vajinal yoldan ultrason eşliğinde yumurta toplama işlemi yapılır. Ultrasonda görülen foliküllerin içine ince bir iğne ile girilerek, foliküllerdeki sıvı çekilir. Alınan sıvı laboratuvara gönderilir. Sıvı mikroskop altında incelenerek içindeki yumurtalar bulunurak toplanır. Bazen toplanan bu sıvının içinde yumurta çıkmaz. Bu durumda foliküller özel bir sıvı ile birkaç kez yıkanıp yumurta bulunmaya çalışılır. Ve bu işlem herbir folikül için tek tek yapılır.
  • İşlem yaklaşık 20-30 dakika sürer
  • İşlemden sonra hasta birkaç saat kadar hastanede kaldıktan sonra bazı ilaçlar başlanarak taburcu edilir.
  • Sonrasındaki 3 gün içinde kaç olgun yumurta alındığı ve kaçının döllendiği-geliştiği hakkında hastalar aranarak bilgi verilir.
  • Yeterli sayıda yumurta gelişmezse, yumurtlar erkenden çatlarsa, aşırı sayıda yumurta gelişip OHSS riski olursa, bazı özel durumlarda yumurta toplama işlemi iptal olur. Tedaviye ara verilir.

– Yumurtaların Döllenmesi (Fertilizasyon)

  • ​Laboratuvara gelen yumurtalar bazı özel işlemlerden geçirilir, olgun olanlar seçilir
  • Yumurta toplama esnasında baba adayı da sperm verir. Bunun için yumurta toplama işlemi öncesinde 3-5 günlük cinsel perhiz olması gereklidir. Spermler, baba adayı tarafından mastürbasyon yolu ile erkek hasta için hazırlanmış sperm verme odasında özel bir kap içerisinde verilir. Daha sonra laboratuvarda çeşitli işlemlerden geçirilerek tüp bebek uygulaması için en kaliteli spermler seçilir ve laboratuvar ortamında yumurtanın spermle döllenmesi sağlanır. Menisinde sperm olmayan erkeklerde ise testis içinden cerrahi yolla elde edilen spermler kullanılır.
  • Toplanan her yumurta döllenmeyebilir. Ortalama döllenme oranı % 70-75’tir. Yani 10 yumurta alındıysa bunun ortalama 7-8 tanesi döllenir. Bazı çiftlerde daha yüksek oranda döllenme gerçekleşirken, bazı çiftlerde ise yumurta veya sperme ait anormallikler nedeniyle hiç döllenme olmayabilir.
  • Döllenmiş yumurtadan gelişen embriyolar embriyologlar tarafından takip edilir
  • Kaliteli embriyolar seçilerek genelde 3. gün veya 5. gün (blastokist) (2-6 gün arası) rahme transfer edilir.
  • Kaçıncı gün transfer yapılacağı embriyo sayısı, kalitesi ve hasta özelliklerine bağlıdır. Kadının yaşı, hangi nedenle tüp bebek tedavisi yapıldığı, daha önceki denemelerinin sonuçları, gelişen embriyo sayısı, embriyo gelişim özellikleri ve günlük gelişim hızı, preimplantasyon genetik tanı yapılıp yapılmayacağı gibi kriterlere bakılarak hangi günde transfer yapılacağına karar verilir.

– Embriyo Transferi

  • ​Ağrısız bir işlem olduğu için anesteziye gerek yoktur
  • Transferden önce vajen ve rahim ağzı özel solüsyonlarla temizlenir
  • İnce, yumuşak bir kateter yardımı ile embriyo nazik bir şekilde rahim ağzından geçilerek rahimin içine yerleştirilir
  • Bu işlem karından ultrason eşliğinde yapılır. Ultrasonda görüntünün net olması için hastanın işlem esnasında idrara sıkışık olması istenir
  • İşlemden sonra hasta 1 saat hastanede dinlenir, sonra kullanacağı ilaçlar tarif edilerek eve gönderilir.
  • İşlem sonrası rahim içini döşeyen dokuyu (endometrium) desteklemek için hastaya iğne, fitil ya da krem şeklinde hormon ilaçları verilir. Bu tedavi, gebelik oluşursa gebeliğin 3.ayına kadar devam eder.
  • Transferden sonra embriyoların gelişmesi ve rahime tutunması için bir süre beklenir. Transferden 10-12 gün sonra kanda gebelik testi yapılır. Testi pozitif olanlarda iki gün sonra kan testi tekrarlanır Kan testlerinde gebe kaldığı görülen anne adayı, 1-2 hafta sonra ultrasonografi ile gebelik kesesi görülmesi ve bebek kalp atımlarının dinlenmesi için tekrar çağırılır.
  • Hafif kasık ağrısı, bazen lekelenme şeklinde kanama olabilir. Bunlar önemli değildir. Ancak çok şiddetli bir ağrı, 38 derecenin üzerinde bir ateş, bulantı, kusma gibi durumlar söz konusu olursa hemen doktor aranmalıdır.
  • Transferden bir gün sonra hastanın herhangi bir ağrısı yoksa ve kendisini iyi hissediyorsa günlük aktivitelerine devam edebilir, ancak ağır işlerden kaçınması gerekir.
  • Eğer çift başka şehirde yaşıyorsa, transfer gününü merkezin bulunduğu yerde geçirip bir gün sonra geri dönebilir.
  • Transferden bir gün sonra ayakta ılık duş şeklinde banyo yapabilir. Ancak sıcak banyodan kaçınılmalıdır.
  • Hastalar transfer sonrası kullandıkları ilaçlar nedeniyle kabız olabilirler. Böyle durumlarda hastanın düzenli tuvalete çıkabilmeleri için hastalara durumlarına uygun ilaç önerilebilir. Kabızlık, gebe kalmayı olumsuz etkilemez.
  • Gebelik testinin sonucunu alana kadar çiftler, cinsel ilişkide bulunmamalıdır. 

Kişiye Özel Tüp Bebek Tedavisi

Tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olmayı planlayan çiftlerin dikkatle değerlendirilmesi sonrası rutin bir protokol yerine kişiye özel tüp bebek tedavisi uygulanmalıdır. Her hastaya aynı tedavi uygun olmayabilir. İlaç dozları vee uygulanacak protokol hastaya göre belirlenmelidir. 

Kişiye özel tedavi protokolü uygulandıktan sonra günümüzde en sık uygulanan tüp bebek tedavi yöntemi mikroenjeksiyon yöntemidir. Bu yöntemde mikroskop altında özel aletlerle yumurta içine bir adet sperm enjekte edilir. Bu yöntemle tüm yumurtaların döllenme ihtimali daha yüksektir. 

In vitro fertilizasyon bir diğer tüp bebek tedavisidir. Ancak günümüzde mikroenjeksiyon tekniği yaygın olarak kullanılmakta ve başarı oranı daha yüksek olduğundan nerdeyse hiç kullanılmamaktadır. Bu yöntemde de özel ortamlarda bulunan yumurta çevresine bol miktarda sperm bırakılarak en sağlıklı spermin yumurtayı döllemesi beklenir. 

Tüp bebek caiz midir?

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin aldığı karar doğrultusunda nikahlı eşlerin yumurtası ve spermi ile yapılan tüp bebek tedavisinde dinen sakınca olmadığını belirtmiştir. Bu konuda aşağıdaki kararı almıştır: Tarih: 05/01/2002 Kadın veya erkekteki bir kusur sebebiyle, tabiî ilişkiyle gebeliğin gerçekleşmesi mümkün olmadığı takdirde; Döllendirilecek yumurta ve sperm, her ikisinin de nikahlı eşlere ait olması, yani bunlardan herhangi biri yabancıya ait olmaması; Döllenmiş olan yumurta, başka bir kadının rahminde değil, kendi rahminde (yumurtanın sahibi olan eşin rahminde) gelişmesi; Bu işlemin, gerek anne-babanın; gerek doğacak çocuğun maddî, ruhî ve aklî sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı tıbben sabit olması; şartıyla, normal yoldan gebe kalması ve anne olması mümkün olmayan evli hanımların, çeşitli tıbbi yollarla gebeliklerinin sağlanmasında, İslâmî hükümler açısından bir sakınca görülmemektedir .

Başka kadının yumurtası veya kocası dışında yabancı bir erkekten alınan sperm ile bir kadının gebeliğinin sağlanmasının ise insanlık duygularını rencide etmesi ve zina unsurlarını taşıması sebebiyle caiz değildir. Bu kararlar doğrultusunda tüp bebek caiz midir sorusu cevaplanmış olmaktadır. Ancak başkasının spermi, ya da yumurtasının kullanılmadığı ve başka kadının rahmi kullanılmadığı durumlarda tüp bebek uygulamaları ülkemizde yasaldır.

Ankara Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?

Tüp bebek tedavisi sürecinde bazı hastalarda hiç gebelik elde edilemezken bazılarında gebelik ilk tedavide, bazılarında tekrarlayan tedaviler sonucunda gebelik elde edilebilmektedir. Tüp bebek tedavisi aslında bir aylık bir tedavidir. Yumurtlama dönemi hastadan hastaya değişmekle birlikte 10-15 gün arasında sürer. Bu dönemde tüp bebek iğneleri yüksek dozlarda kullanılır. 3-5 gün sonrasında embriyo transferi yapılır. Toplamda 15-20 günde tamamlanan bir tedavidir. Özellikle şehir dışından gelen hastalar için bu süre oldukça önemlidir.

Tüp Bebekte Başarı Oranları Nedir?

Tüp bebekte başarı hastanın yaşına, kısırlık nedenine, embriyo kalitesine, daha önce gebelik geçirmiş-doğum yapmış olmasına bağlı değişir. Ortalama başarı %25-60 arasında değişir.
40 yaş altındaki kadınlarda, embriyo kalitesi iyi olanlarda, daha önce doğum yapmış olanlarda tüp bebeğin başarısı daha yüksektir. Embriyo transfer edilen çiftlerde 37 yaş altı, yumurtalık rezervi iyi bir anne adayında başarı şansı % 40-60 iken, 40 yaş üzerinde bu şans %5-15 civarındadır. İleri yaş, sigara, alkol, ilaç kullanımı, aşırı kafeinli içecekler, bazı hastalıklar ve fazla kilo ise tüp bebekte başarıyı yaştan bağımsız olarak azaltmaktadır.

Tüp bebek fiyatlarını devlet karşılıyor mu?

Tüp bebek tedavisi oldukça pahalı bir tedavi yöntemidir. Çok fazla olmamakla birlikte tüp bebek devlet desteği mevcuttur. Ancak bunun için üniversite hastanelerinden ya da eğitim veren sağlık bakanlığı hastanelerinden tüp bebek uygulaması dışında gebelik şansının olmadığına dair heyet raporu alınması gerekmektedir. Kadının 23-40 yaş arası olması, hiç çocuğu olmaması, diğer yollarla gebelik elde edilemediğinin belgelenmesi ve buna göre rapor çıkması şartı ile bir kısmı sgk tarafından karşılanmaktadır.

Devlet hastanesi tüp bebek fiyatları nasıldır?

Devlet hastanesinde tüp bebek tedavisi yaptıracak olan çiftlerden devlet tüp bebek tedavi tutarının birinci denemede %30, ikinci denemede %25, üçüncü denemede ise %20’sini talep etmektedir. Geri kalan masrafları devlet üstlenmektedir.

Tüp bebek fiyatlarını etkileyen faktörler nelerdir?

Tüp bebek fiyatlarının bir kısmı hastanenin kullandığı malzemelerden kaynaklanırken bir kısmı ise hastanın yaptıracağı testlerden ya da kullanacağı ilaçlardan kaynaklanmaktadır. Dilerseniz şimdi faktörleri tek tek inceleyelim:

  • Tüp bebek tedavisinde kullanılan malzemeler
  • Tüp bebek tedavisinde uygulanması gereken standart ya da ek tedavi yöntemlerin varlığı
  • Tedavide kullanılacak ilaçların dozları ve süreleri
  • Tüp bebek tedavisine başlamadan önce yapılması gereken testler
  • Tüp bebek merkezinde çalışan personellerin masrafları
  • Tüp bebek merkezinde kullanılan teknolojiler
  • Tüp bebek tedavisinde elde edilen yumurta ya da embriyo sayısı
  • Ülkemizdeki dolar ve euro paritesi

Ankara tüp bebek fiyatlarını etkileyen en önemli faktörlerden biri teknoloji ve kullanılan malzemelerin oldukça pahalı olmasıdır. Kullanılan malzemelerin çoğu ithal olup dolar ve euro kuru nedeniyle ülkemizde fiyatları maalesef oldukça yükselmektedir.

Tüp bebek fiyatlarının yüksek olmasının en önemli nedenlerinde birisi de kullanılan tüp bebek ilaçlarının maliyetinin yüksek olmasıdır. Özellikle yumurtalık kapasitesi düşük olan kadınlarda yüksek doz gonadotropin kullanılması gerekmektedir. Yüksek doz gonadotropin kullanılan hastalarda ek bir maliyet oluşturmaktadır.

Uygulanan tedavi protokollerine göre ilaçların dozları değişmektedir. Bu nedenle tüp bebek fiyatları da kullanılan tedavi protokollerinden etkilenmektedir.

Ülkemizde tüp bebek fiyatları yurtdışı tüp bebek fiyatları ile karşılaştırıldığında oldukça ekonomik görülmektedir. Yurtdışında normal bir tüp bebek tedavisi 5.000-10.000 dolar civarında iken ülkemizdeki maliyeti çok daha uygundur. Bu nedenle yabancı ülkelerdeki sigorta şirketleri tüp bebek tedavisi için hastalarını ülkemize yönlendirmekte ve maliyetlerini düşürmektedir.

Ülkemizde tüp bebek fiyatlarının tamamı devlet tarafından karşılanmamaktadır. Bazı özel şartları sağlayan hastalarda devlet kısmi bir destek vermektedir. Ancak bu miktarı şartları sağlayan hastaların üniversite hastanesinden sağlık raporu alması gerekmektedir.

Tüp bebek iğneleri nasıl yapılır?

Değişik firmalara ait değişik dozlarda iğneler mevcuttur. Bunlar adetli dönemde başlanarak kalçadan ya da karından cilt altına uygulanan iğnelerdir. Bazı firmalara ait olan ilaçların hazır enjeksiyon kalemleri mevcuttur. Üzerindeki doz ayarlarından yararlanarak hastalar kendileri de tüp bebek iğnelerini rahatlıkla yapabilirler.

Tüp bebek transfer sonrası tutunma belirtileri nelerdir?

Embriyo transferi sonrasında embriyonun rahime tutunup tutunmadığını tesbit etmek amacıyla embriyo transferinden 10-12 gün sonra gebelik testi yapılır. Tüp bebek yaptıranlarda bazen embriyonun rahime tutunma sırasında hafif bir lekelenme olabilir. Ancak pek çok hastada herhangi bir bulgu vermez.

Tüp bebek hamilelik hesaplama nasıl yapılır?

Gebelik hesaplama yöntemleri normal yollarla gebe kalan hastalardan farklıdır. Normal yollarla gebe kalan hastalarda son adet tarihinin başlangıcı esas alınır. Ancak tüp bebek hastalarında gebelik haftası hesaplanırken yumurta toplanması ya da embriyo transferine göre karar verilir.

Tüp bebek merkezi tavsiyesinde önemli olan noktalar nelerdir?

Tüp bebek merkezi seçiminde en önemli faktör merkezin güvenirliliğidir. Özellikle yumurta bağışı (oosit donasyonu) ülkemizde yasak olsada medyada çıkan bazı olumsuz haberler hastaların kafalarında bazen şüphe uyandırabilmektedir. Tüp bebek merkezlerinde embriyoların dondurulması ve saklanması aşamasında karışıklık olmaması için pek çok kontrol noktası vardır. Laboratuvarda yumurta ya da spermlerin karışma riski yok denecek kadar azdır. Yine tüp bebek merkezi tavsiyesinde önemli faktörlerden biri de tüp bebek merkezinin başarısıdır. Bu başırıyı belirleyen faktörler içinde embriyologlar ve çalışan personelin tecrübesi, kullanılan malzemelerin kalitesi oldukça önemlidir.

Ankara tüp bebek merkezleri nerelerde mevcuttur? Nasıl çalışırlar?

Ankarada pek çok hastaneye ait tüp bebek merkezi olmakla birlikte müstakil çalışan özel tüp bebek merkezleri de mevcuttur. Devlet ödemesinin kısıtlı olması, tüp bebek devlet desteği için heyet raporu gerekmesi ve tüm hastaları kapsamaması nedeniyle genelde tüm tedaviler ücretli olarak gerçekleştirilmektedir.

En iyi tüp bebek merkezi üniversitede mi yoksa özelde mi?

Tüp bebek merkezlerinin kalitesini belirlemede elde edilen gebelik oranları oldukça önemlidir. Bunun yanında sunulan hizmetin kalitesi, kullanılan malzemelerin kalitesi, tüp bebek merkezinin fiziki koşullarıda kaliteyi belirlemede etkilidir. Bazı tüp bebek merkezlerinin fiziki şartları çok daha iyi iken bazılarının ise başarı oranları diğerlerine göre daha yüksektir. Ancak en iyi tüp bebek merkezi bebek isteği olan hasta için elbette gebe kalabildiği tedaviyi sunan tüp bebek merkezidir.

Ankara tüp bebek merkezi doktorları nasıl çalışır?

Tüp bebek merkezlerinin kendi bünyesinde çalışan kadın doğum uzmanları mevcuttur. Bunun yanında bu tüp bebek merkezleri ile anlaşmalı olan ve muayenehanesinde hasta kabulu yapan kadın doğum doktorları da vardır. Muayenehanede tedavisi yapılan hastanın yumurta toplama ve embriyo transferi işlemleri anlaşmalı olunan merkezlerde gerçekleştirilir. Bakıldığında merkezde ve muayenehane de çalışan tüm hekimler aynı imkanları kullanırken, hastalar da hangi hekime giderlerse gitsinler aynı hizmeti almaktadırlar.

Tüp Bebek Tedavisi Kaç Kez denenebilir?

​Tüp bebek tedavisinin bilinen bir sınırı yoktur. Ancak çiftlerin maddi durumları ve psikolojik faktörlerin uygunluğu çok önemlidir. Uygun durumlarda ortalama 7-8 kere tüp bebek tedavisi yapılabilir. Ancak erkekten hiç sperm elde edilemediyse veya kadında hiç yumurta kalmamışsa tekrar denemenin bir anlamı yoktur. Öte yandan kaliteli embriyo oluşturabilen ve önemli bir rahim hastalığı olmayan kişilerde üst sınır koymak doğru değildir, 8-10. denemede başarılı olmuş çiftlere de rastlamaktayız. Ancak dördüncü denemeden sonra gebe kalma şansında belirgin azalma olduğunu da unutmamak gerekir.

Ankara tüp bebek fiyatları 2022 ne kadardır?

Tüp bebek fiyatları 2022 Ankarada merkezden merkeze değişmektedir. Avrupa ve Amerikada 10.000 dolardan başlayan tüp bebek fiyatları ülkemizde daha makul düzeylerdedir. Bu nedenle yurt dışından önemli miktarda hasta tüp bebek tedavisi için ülkemize hem kendisi gelmekte hem de özel sigortalar yönlendirmektedir. Ankara tüp bebek fiyatları 2022 yılında çok fazla değişiklik göstermemiştir. Tüp bebek fiyatları yüksek görünmekle birlikte uygulanan tedavi yöntemi ve kullanılan malzemelerin pahalı olması burada önemli bir faktördür. Kullanılan ilaç maliyeti, embriyo dondurma ya da PGT dediğimiz embriyolara genetik test yapılacak olan hastalardaki bu işlemler ilave ücret artışlarına neden olacaktır. Ankara tüp bebek fiyatları 2022 detayları için doktorunuz sizi bilgilendirecektir.

Tüp bebek maliyetini düşürmek için neler yapılabilir?

Kısırlık, gelişmekte olan ülkeler de dahil olmak üzere dünya çapında bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmelidir. İnfertlite tedavisinin erişilebilirliğini iyileştirmenin en önemli yollarından biri, IVF maliyetini düşürmek ve bu maliyetin karşılanabilirliğini artırmaktır.

IVF tedavisi için yüksek fiyatlar büyük ölçüde yapılan testlere, kulanılan ilaçlara ve laboratuar ekipmanlarına bağlıdır. IVF tedavisi sonrası oluşan komplikasyonların tedavisi de maliyetler üzerinde ek bir yük oluşturmaktadır. Şimdi bu konuları daha detaylı inceleyelim.

Uygun hasta seçimi

Kısa süreli açıklanamayan infertilite hastalarında, IVF’nin gereksiz yere uygulanıp uygulanmadığı hala tartışma konusudur. Açıklanamayan subfertiliteye sahip genç kadınlarda, gebe kalmaya çalıştıktıkları ilk 3 yıl içinde IVF tedavisinin uygun maliyetli olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle dikkatli hasta seçimi ile gereksiz müdahalelerden ve maliyetlerden kaçınılabileceğini ve bu sayede maliyet tasarrufu sağlanabileceğini öngörülmektedir.

Aşılama tedavisi (IUI) yardımcı üremede IVF’ye göre daha ucuz bir alternatiftir. Bu nedenle uygun hastalarda tüp bebek tedavisine geçmeden önce en az 3 sefer aşılama tedavisi uygulanması önerilmektedir.

Tüp bebek hazırlık testlerini basitleştirmek

Bir çiftin infertilite probleminin tesbitinde, ucuz temel testler ve ayrıntılı tıbbi anamnez yeterli olabilir. Yinelenen ve gereksiz araştırmalardan kaçınmak, ortalama maliyetin daha da düşürecektir. Bu nedenle testlerin ülkelerin standartlarına göre sadeleştirilmesi uygun bir yaklaşım olacaktır.

Erkek infertilitesi, ışık mikroskobu kullanılarak yapılan basit bir semen analizi ile belirlenebilir. Manuel semen analizi yerine, daha pahalı olan bilgisayar destekli sperm analiz sistemi başarı şansını artırmamaktadır. 

Yine pelvik anatomi ve yumurtalık rezervinin değerlendirilmesi, yeterli çözünürlüğe sahip basit bir ultrason tarama taraması ile gerçekleştirilebilir. Bu hastalarda gelişmiş dijital fonksiyon veya üç boyutlu görüntüleme herhangi bir avantaj sağlamaz.

Tüp bebek tedavisi yapılacak çiftlerde HSG adı verilen ve tüplerin açıklığını tesbit ettiğimiz görüntüleme yöntemi zorunlu değildir. Ultrasonda uterus kavitesi normal görünen hastalarda HSG sadece maliyeti arttıracaktır.

Ultrasonda submukozal fibroidler, polipler, septa ve intrauterin adezyonlardan şüphelenilen hastalarda histeroskopi gerekebilir. Histeroskopi pahalı ve bazen hastanede yapılması gereken bir işlemdir. Bu tür durumlarda ofis histeroskopisi muayenehane şartlarında yapılması maliyeti azaltacaktır.

Yumurtalık rezerv testinin, IVF tedavisine girmeden önce kadınlar için araştırma sırasında önemli olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Bu noktada FSH ve estradiol gibi daha ucuz testlerden başlamak daha uygundur. AMH adı verilen antimüllerian hormon her tedavi olacak hastada istenirse maliyeti oldukça yükseltecektir. Bu nedenle AMH testi uygun hastalarda istenmelidir.

Çoğu hasta için yumurtalıkların uyarılması için bireyselleştirilmiş ilaç tedavileri belirlemek için tek başına AMH seviyesi veya antral folikül sayısı (AFC) yeterlidir. Yeterli görüntü çözünürlüğüne sahip bir ultrason ile, AFC rahatlıkla ölçülebilir. Yine AMH testi istemeden önce AFC değerlendirmesi maliyeti oldukça düşürecektir.

Yumurtalık stimülasyonunun maliyetini düşürmek

Yumurtalıkları uyarılması için kullanılan ilaçların fiyatı, IVF tedavisinin yüksek maliyetine katkıda bulunan önemli bir faktördür. Doğal döngü ve hafif yumurtalık stimülasyonu IVF maliyetini düşürecektir.

Hafif yumurtalık stimülasyonunda, yaklaşık olarak aynı zamanda bir gonadotropin salgılayan hormon (GnRH) antagonisti ile birlikte FSH kullanılması, gerekli FSH dozunu azaltır. Tüp bebek tedavisinde fiyatları azaltmak için daha uygun fiyatlı ilaçları kullanma, agonist protokol yerine antagonist protokol kullanmak ilaç maliyetlerini düşürecektir. GnRH antagonistleri agonistlere göre daha pahalı olmakla birlikte daha kısa süreli kullanılması ve tedavide daha düşük doz gonadotropin ihtiyacı nedeniyle daha uygun maliyetleri sağlar.

Hafif yumurtalık stimülasyonunun daha düşük oosit verimi ile sonuçlanmasına rağmen, alınan oositlerin daha iyi kalitede olduğu ve gebelik şansının arttığı da söylenmektedir.  Bu nedenle, uygun klinik uzmanlık ve laboratuvar kaynakları mevcut olduğunda, seçilmiş hastalar için hafif yumurtalık stimülasyonu IVF tedavisinde bir seçenek olabilir.

Klomifen sitrat veya letrazol kullanımı, tedavi protokollerinde kullanılan gonadotropin dozlarının azaltılmasını ve maliyetin düşürülmesini sağlamaktadır. Yine rekombinant gonadotropinler yerine uygun hastalarda üriner gönadotropinlerin kullanılması da maliyeti düşürecektir.

Laboratuvardaki işlemleri ve ekipmanı basitleştirme

Tüp bebek tedavisinde her geçen gün yeni yöntemler tedaviye eklenmektedir. ICSI, preimplantasyon genetik tanı ve benzeri gelişmeler elbette maliyeti arttırmaktadır. Bununla birlikte, IVF tedavisinin maliyeti ek laboratuvar müdahaleleri ile önemli ölçüde artmaktadır. Bir IVF laboratuvarı kurmanın maliyeti oldukça yüksektir. Bu noktada her geçen gün kurulum ve kullanışan malzemelerin maliyetini kaliteyi düşürmeden azaltmak için çalışmalar sürmektedir. Daha uygun malzemeler tedavi alanına geçerken tüp bebek başarı oranlarının da düşmediği gözlenmektedir. Bu sayede IVF laboratuvarlarının kısıtlı bir bütçeyle çalıştırılabildiği ve böylece tedavinin gelişmekte olan ülkelerdekiler de dahil olmak üzere daha geniş bir nüfusa erişilebilirliğini artırdığı tesbit edilmiştir.

Tüp bebek komplikasyonlarının en aza indirilmesi

Rekabet oranlarının yükseldiği günümüzde, IVF merkezleri daha fazla başarı oranlarına ulaşmak için daha agressif tedavi protokollerine başvurabilmektedir. Bu nedenle bu merkezlerde en sık karşılaşılan iki komplikasyon olan OHSS ve çoğul gebelik oranları yükselmektedir.

Şiddetli OHSS sadece IVF uygulanan kadınların hayatını tehlikeye sokmaz, aynı zamanda sağlık harcamaları üzerinde önemli bir yük oluşturur. Bu tür komplikasyonlardan korunmak için kişiselleştirilmiş ve yeterli, sınırlı sayıda folikül büyümesini uyarmayı amaçlayan mütevazı yumurtalık stimülasyonu protokollerini uygulamak daha uygun olacaktır. 

IVF, çoğul gebelik oranını artırmaktadır. Çoğul gebelikler, gebeliğe bağlı ve neonatal komplikasyonların yüksek oranlarıyla ilişkilidir. Bu komplikasyonları tedavisi de aile ve ülke ekonomisine oldukça büyük bir yük getirecektir.

Seçmeli tek embriyo transferi, çoğul gebelik riskini ve bununla bağlantılı komplikasyonları büyük ölçüde azaltacaktır. Bu sayede maliyetlerde anlamlı şekilde düşürülecektir.

Son yıllarda IVF maliyetini düşürmedeki en önemli atılım, basitleştirilmiş bir kültür sisteminin icat edilmesidir. Laboratuvar maliyetlerinin %90’a kadar azaltılmasını sağlamıştır. Yumurtalık stimülasyonu için düşük maliyetli ilaçlar, IVF maliyetini daha da düşürmek için seçilebilir. Kaliteli bir hizmetin oluşturulması ve sürdürülmesi için iyi eğitimli, bilgili klinisyenlere ve IVF laboratuvarı bilim adamlarına ihtiyaç vardır.

Sıkça Sorulan Sorular

İn vitro fertilizasyon (IVF) yani tüp bebek nedir?

IVF yani tüp bebek yardımcı üreme teknolojisinin en yeni ve en başarılı şeklidir. Erkek ve kadın infertilitesinde yani kısırlık durumunda doğurganlığa yardımcı olmak için kullanılır. IVF sırasında, genelde ilaç kullanılarak geliştirilen yumurtalar olgunlaştığında yumurtalıklardan toplanır ve laboratuvar ortamında eşten alınan spermle döllenir. Normalde döllenme vücut içinde olurken, tüp bebekte laboratuvar ortamında olur. Bu nedenle “in vitro fertilizasyon” denir. Daha sonra oluşan embriyolar belli bir büyüklüğe geldiğinde rahme yerleştirilir.

Tüp bebek tedavisi kaç gün sürer?

Tüp bebek tedavisinin süresi uygulanacak protokole göre değişmekle beraber yaklaşık 15-20 gün sürer. Bazen bu süreç farklı protokollere göre 2-3 ayı kapsayan ilaç tedavileri nedeniyle uzayabilir.

Tüp bebek tedavisi kimlere yapılır?

Çiftlerin bir yıllık süre içerisinde çocuk istemeleri ve korunma yöntemi kullanmamalarına rağmen gebeliğin olmaması durumuna infertilite denir. Tüp bebek tedavisi çocuk sahibi olamayan infertil çiftlerde, diğer yöntemler (aşılama, yumurta geliştirme vs) başarısız olduğu takdirde ya da hasta için uygun değilse kullanılır. Özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınlarda birincil tedavi olarak tüp bebek önerilir. Bunun dışında sebebi bilinmeyen infertilitede,  tüpü hasarlı veya tıkalı olanlarda, tüpleri bağlanmış olanlarda, yumurtlama bozukluğu olanlarda, yumurtalık rezervi düşük olanlarda, endometriozis gibi bazı kadın hastalıklarında, erkekte sperm sayı-hareket ya da şekil bozukluklarında veya menide hiç sperm olmaması durumlarında kullanılır.

Bazen çiftlerde gebe kalma sorunu olmaz ama genetik bir bozukluk nedeniyle sağlıklı çocuk sahibi olamazlar. Bu durumda da tüp bebek yapılarak elde edilen embriyolara genetik test uygulanır. Genetik hastalık taşımayan embriyolar seçilerek rahme yerleştirilir ve sağlıklı bebek elde edilmeye çalışılır.

Kanser veya başka ciddi sağlık sorunları nedeniyle doğurganlığa zarar verebilecek cerrahi, radyasyon veya kemoterapi alması gereken hastalarda doğurganlığın korunması için tüp bebek bir seçenek olabilir. Uygun hastalarda kanser tedavisine başlanmadan önce, yumurtalıklar uyarılarak oluşan yumurtalar toplanır. Evli hastalarda eşinden alınan spermle döllenir ve kanser tedavisi bittikten sonra transfer edilmek üzere dondurularak saklanır. Evli olmayanlarda ise yumurta dondurulur. Aynı şekilde erkeklerde de sperm dondurularak saklanabilir. Daha sonra gebelik planlandığında kullanılabilir.

Dış gebelik geçirenler infertilite tedavisine ne kadar ara vermelidir?

Dış gebelik olan hastalarda tedavi bittikten sonra, yani hcg negatifleştikten sonra 1 ay beklenip, tedaviye devam edilebilir. Bu kabaca 3 ay (3 adet gördükten sonra) gebelik tekrar denenebilir veya tedavi başlanabilir anlamına gelir. Dış gebelik ameliyatı yapılmışsa kapalı ameliyatsa (laparoskopi) 3 ay bekleme süresi yeterli olur. Açık ameliyatlarda bu süre ortalama 6 aydır.

Tüp bebeğe başlamadan önce hangi testler yapılır?

Tüp bebeğe başlamadan önce, bazı testler ve taramalar yapılır. Bunlar hastaya göre değişmekle beraber genelde kadında yumurta miktarını ve kalitesini belirlemek için yumurtalık rezerv testleri, hormon testleri istenir. Ultrasonla rahim ve yumurtalıklar değerlendirilir. Bu sonuçlara bakılarak yumurtalıkların, tüp bebek ilacına vereceği cevap tahmin edilerek, ona göre tedavi planlanır. Erkeklerden ise semen analizi yapılarak, tüp bebek için yeterli sperm olup olmadığı kontrol edilir. Bunların haricinde bazı bulaşıcı hastalıkların olup olmadığına yönelik tetkikler ve hastaların özel durumlarına göre değişen testler istenebilir.  

Her kadına tüp bebek tedavisi yapılabilir mi?

Hayır, her kadın tüp bebek tedavisi için uygun olmayabilir. Tüp bebek tedavisinin yapılabilmesi için öncelikle kadının gebeliği taşıyacak kadar sağlık durumunun iyi olması, önemli bir hastalığının olmaması gerekir. Yani tıbben gebe kalmasında sakınca olmayan her hasta, başka şekilde çocuk sahibi olamıyorsa tüp bebek tedavisi için adaydır.

Bunun dışında tedavinin yapılabilmesi için çiftlerin nikahlı yani evli olması gerekir. Bu koşullar sağlandıktan sonra eşler tüp bebek tedavisine uygun olup olmadıkları bakımından değerlendirilir. Kadında yumurta ve gebeliği taşıyabilecek bir rahim varsa, erkekten de sperm elde edilebiliyorsa tüp bebek tedavisi uygulanabilir.

Tüp bebek tedavisi kimlere yapılmaz?

Kadının sağlık durumu tıbben gebeliği taşıyamayacak derecede kötüyse (kalp hastası gibi) ve gebe kalmasına izin verilmiyorsa, bu durumda tüp bebek yapılmaz.

Bekar veya dul olanlara tüp bebek uygulanmaz. Sadece özel nedenlerden dolayı (kanser tedavisi vb) bu hastalarda yumurta veya sperm dondurma yapılabilir, tüp bebek yapılmaz.

Yaşı ileri, menopoza girmiş olan kadınlar, rahmi alınmış veya doğuştan olmayan kadınlara tüp bebek tedavisi yapılmaz. Yumurta elde edilemeyecek derecede yumurtalık rezervi az olan, yumurtalığı olmayan veya ameliyatla alınmış olan, yumurtalarında genetik anormallik olan kadınlarda sağlıklı embriyo elde etme şansı yok denecek kadar azdır. Bu nedenle bunlar tüp bebek tedavisi için uygun değildir. Bunların dışında erkekte hiç sperm yoksa, cerrahi olarak testislerden sperm elde edilemediyse, bu çiftlere tüp bebek tedavisi yapılmaz.

Tüp bebek tedavisine ne zaman başlanır?

Tüp bebek tedavisine henüz karar verilmemiş ise öncelikle bununla ilgili testlerin eşlerden yapılması ve tüp bebek için uygun olup olmadıklarına bakılması gerekir. Bunun için hem adetli dönemde hem de adetsizken yapılacak testler vardır. Bu nedenle ilk başvuru kadının adet gününden bağımsız olarak herhangi bir zamanda yapılabilir. İlk görüşmede kadın ve erkeğin özgeçmişi, varsa kısırlıkla ilgili yapılan testleri ve daha önce aldığı tedaviler detaylı olarak değerlendirilir. Bu başvuruyu çiftlerin birlikte yapması uygun olur.

Eğer tüp bebek tedavisi için karar verilmiş ve tedavi başlanacaksa, tüm tetkikler tamamlanmışsa, standart tedavi için adetin 2-3. günü yumurta geliştirici iğneler verilerek tedaviye başlanır. Bu arada farklı protokoller olduğu unutulmamalıdır. Bazı tedavi protokollerinde adet görmeden 1 hafta önce, bazılarında birkaç ay önceden yumurtalıkların tüp bebek tedavisine hazırlanması için farklı ilaçlar kullanılması gerekebilir.

İnfertilite nedeniyle başvuranlarda hangi testler yapılır?

Kısırlık araştırması için hem kadından, hem de erkekten yapılan testler vardır. Başlangıç aşamasında yapılan standart testler şunlardır:

  • Erkekte sperm testi
  • Kadında yumurtlama durumunun ve yumurtalık rezervinin araştırılmasına yönelik kan (hormon) testleri ve ultrason
  • Kadında tüplerin açık olup olmadığının ve rahim içinin değerlendirilmesi için HSG (rahim filmi) çekilir.
  • Genel sağlık durumunu gösteren bazı kan ve enfeksiyon testleri

HSG (ilaçlı rahim filmi) nedir? Kimlere yapılır?

HSG, ince bir kateter aracılığıyla rahim ağzından girilip, rahim içine kontrast madde vererek, rahmin iç konturlarının ve tüplerin değerlendirilmesini sağlayan bir işlemdir. Hem rahim anormalliklerini, hem de tüplerin açık olup olmadığını gösterir. İnfertil çiftlerin değerlendirilmesi için yapılan testlerden biridir.

Rahim filmi ağrılı mıdır?

Rahim filminde hafif adet sancısı gibi ağrı ve kramp olabilir. İşlemden 1 saat önce doktorun önereceği bir ağrı kesici almak ağrıyı azaltır. Bazı ağrı eşiği düşük hastalarda gerekirse anestezi altında rahim filmi çekilebilir.

Tüp bebek tedavisi alacak olanlarda ilaçlı rahim filmi (HSG) çekilmesi gerekli midir?

Çoğu hastada tüp bebek aşamaları gelmeden önce infertilite nedeni araştırılırken rahim filmi (HSG) çekilmiş olur. Ancak henüz HSG çekilmemiş, direkt tüp bebek tedavisi planlanan kadınlarda (eşinde sperm sayısı, hareketliliği ve morfolojisi çok düşükse, ya da cerrahi olarak sperm elde ediliyorsa) ultrasonda herhangi bir anormallik yoksa ilaçlı rahim filmi çekilmesine, tüplerin açık olup olmadığının kontrol edilmesine gerek yoktur.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların dozu neye göre belirlenmektedir?

Tüp bebek ilaçları dozu kişiye özel belirlenir. Kullanılacak ilaçlar ve dozları, uygulanacak protokol hastanın yaşına, kilosuna, yumurtalık rezervine ve daha önceki tedavilere verdiği cevaba göre belirlenir.

Tüp bebek tedavisi olurken izin kullanmalı mıyım?

Tedavi sürecinde çalışan kadının işinden sürekli izin almasına gerek yoktur. Yumurta gelişiminin takibi için bakılan ultrason ve kan testleri çok kısa sürede yapıldığı için öğle arasında 10-15 dakikalık bir zaman bunun için yeterli olacaktır.

Sadece yumurta toplamanın olacağı gün için bir gün izin alınması uygun olur. Yumurta toplama anestezi altında yapıldığı için bu gereklidir. Embriyo transferi sonrası, hastanın ilaçlarını düzenli kullanmak dışında ekstra yapması gereken bir şey olmadığından izin alması gerekmez. Ancak hasta dinlenmesinin iyi olacağını düşünüyorsa, hastanın konforu ve psikolojisi gözetilmeli ve 1 gün dinlenmesi için izin verilmelidir. Özel durumu olan hastalarda farklı uygulamalar olabileceği unutulmamalıdır.

Tüp bebek tedavisinde başarı oranı nedir? Nasıl değerlendirilir?

Tüp bebek tedavisi alan hastalar, genelde kesin çocuk sahibi olacaklarını düşünür ve %100 başarı beklerler. Ancak durum böyle değildir. Tüp bebekte başarı oranı hastadan hastaya değişir. Tüp bebek başarısını etkileyen en önemli faktörler kadının yaşı ve infertilite nedenidir. Örneğin genç hastalarda başka bir ek sorun yoksa, tüp bebek başarısı %50-60’lara kadar çıkar. Yaşı 44-45’i geçmiş kadınlarda ise bu oran %1 ve altına iner.

Ancak genel bir oran verilmesi gerekirse başarıyı değerlendirmede şunlar göz önüne alınır:

  • Laboratuvarda döllenme oranı: Bu oran iyi laboratuvarı olan merkezlerde %80’ in üzerindedir.
  • Biokimyasal gebelik oranı: Bu kanda gebelik testinin pozitif çıkmasıdır. Bu oran genelde %40-50 civarındadır.
  • Klinik gebelik oranı: Bu ultrasonografi ile görülen ve takip edilen gebelik oranıdır. Bu oran %30-40 civarındadır.
  • Eve canlı çocuk götürme oranı: Bu oran %30 civarındadır. Bizim için en önemli, gerçek oran budur.

Açıklanamayan infertilite nedir?

Bebek isteyen ve 1 yıl korunmadan düzenli ilişki olmasına rağmen gebe kalamayan çiftlerin %10-15’inde erkek ya da kadında yapılan taramalarda herhangi bir problem saptanamamaktadır. Bu duruma ‘’açıklanamayan infertilite’’ ya da “sebebi bilinmeyen infertilite” denir.

Açıklanamayan infertilitede tüp bebek tedavisi başarı oranları nasıldır?

Açıklanamayan infertilite hastalarında yapılan testlerde ve muayenede görünmeyen bazı sorunlar, tüp bebek yapıldığında laboratuvar aşamasında ortaya çıkmaktadır. Yani yumurta ve sperm hücreleri ile çalışılırken tespit edilmekte ve çözülmeye çalışılmaktadır. Bu hasta grubunda tüp bebek başarısı oldukça yüksektir ancak başarıyı etkileyen diğer faktörler (kadının yaşı ve yumurtalık rezervi vb) de göz önünde bulundurulmalıdır.

Tüp bebek tedavisinde kaç deneme yapılabilir?

Tüp bebekte deneme sayısı sınırlı değildir. Ancak ilk 4 denemeden sonra başarı şansı azalmaktadır. İlk 2 denemede gebelik olmadıysa, bunun nedeni araştırılır ve ona göre tedavi şekillendirilir. Tüm bunlara rağmen ilk 4 denemede gebelik olmadıysa bundan sonraki denemelerin sayısı önemli olmaksızın, her deneme için hasta yaşı da göz önünde bulundurularak %1-5 oranında ek gebelik şansı verilebilir.

Tüp bebek tedavisinde başarısız olunduğunda ne yapılmalıdır?

2-3 denemeye rağmen gebelik elde edilemeyen çiftlerde sonraki tüp bebek uygulamalarına geçmeden önce yeni baştan detaylı inceleme yapılarak başarısızlığa neden olabilecek ek sorunlar olup olmadığı araştırılır. Bunlardan bazıları enfeksiyon, endometriozis, adenomyozis, myom-polip ve tubal tıkanıklık açısından değerlendirme, histeroskopi, laparoskopi, preimplantasyon genetik tanı (embriyo transferi öncesi genetik araştırma), co-culture ( laboratuar ortamında suni ana rahimi oluşturulması), sperm seçim yöntemlerinin değiştirilmesi gibi ek uygulamalardır. Yeni yöntemler olarak PRP (halk arasında gençlik aşısı olarak bilinir) ve kök hücre uygulamaları yapılabilir. Ancak bu yöntemler yeni kullanıma girdiği için başarıyı anlamlı oranda artırdığına dair yeterli kanıt henüz yoktur.

Miyomlar veya polipler tüp bebek tedavisini olumsuz etkiler mi?

Polipler ve rahim içine yerleşmiş miyomlar tüp bebek tedavisini olumsuz etkiler. Bunlar hem embriyonun rahme tutunmasını ve yuvalanmasını engelleyebilir hem de erken dönemde gebelik kaybına yol açabilir. Bu nedenle tespit edildikleri takdirde tüp bebeğe başlanmadan önce histeroskopi yöntemiyle alınmaları gerekir.

Rahim duvarındaki veya üstündeki karın içine doğru büyüyen miyomlar sayıca fazlaysa ve büyükse embriyonun tutunmasına engel olabilir. Bunlar da cerrahi olarak tüp bebek tedavisi öncesi çıkarılmalıdır.  

Tüp bebekle oluşan gebelikle doğal yolla oluşan gebelikte kullanılan ilaçlar arasında fark var mıdır?

Tüp bebek tedavisiyle oluşan gebeliklerde doğal yolla oluşan gebeliklerden farklı olarak erken dönemde bebeğin rahme tutunmasını destekleyen ilaçların kullanılması gerekir. Bu ilaçların aynı zamanda erken düşükleri engellemek için kullanılır. Bunun dışında zor bir tedavi sonucu gebelik elde edildiği için bu gebeliklerin canlı doğumla sonuçlanmasını sağlamak için kullanılan, hastaya göre değişen tedaviler de vardır. Tüp bebekle oluşan gebeliklerde düşük, erken doğum riski, düşük doğum ağırlığı normal yolla oluşan gebeliklere göre hafif yüksektir. Bu nedenle gebelikte kullanılan ilaçlar diğer normal yolla gebe kalan kadınlardan farklı olabilir.

Tüp bebek tedavisi sonucu doğan bebekle, doğal yolla gelen bebek arasında fark var mıdır?

Hayır, normal yolla elde edilen bebek ile tüp bebek tedavisi sonrası elde edilen bebek arasında herhangi bir fark yoktur. Ama tüp bebekle oluşan gebeliklerde düşük, erken doğum riski, düşük doğum ağırlığı normal yolla oluşan gebeliklere göre hafif yüksektir.

Bunun dışında erkek kaynaklı infertilitede ciddi sperm azlığı veya yokluğu (azospermi) varsa, bu genetik geçişli olabilir. Bu çiftlerin, erkek bebeklerinde ileriki yaşlarda babaya benzer şekilde sperm üretim sorunları görülebilir. Bu çocuklar ergenliğe girdikten sonra bununla ilgili değerlendirmeden geçebilir.

Tüp bebek ile normal gebelikteki düşük ihtimali aynı mıdır?

Tüp bebekle oluşan gebeliklerde düşük ihtimali daha fazladır. Bunun nedeni tüp bebek tedavisinin etkisi değil, kısırlığa ve tüp bebek tedavisine neden olan diğer tıbbi durumların etkisidir. Tüp bebek sonrası tüm hastalara erken düşükleri engellemek için progesteron içeren ilaçlar verilmektedir.

Tüp bebek tedavisinin aşamaları nelerdir?             

Standart tüp bebek tedavisinin basitçe anlatmak gerekirse 6 aşaması vardır.

  1. Çiftlerin tedavi için uygun olup olmadığının değerlendirilmesi
  2. Yumurtalıkların ilaçla uyarılması ve çok sayıda yumurta geliştirilmesi
  3. Gelişip olgunlaşan yumurtaların toplanması (OPU)
  4. Toplanan yumurtaların eşten alınan spermle laboratuvar ortamında döllenmesi
  5. Döllenmiş yumurtaların bölünme, büyüme ve gelişme açısından takibi
  6. Sağlıklı embriyo ya da embriyoların 2-5 günler arasında transferi

Tüp bebek tedavisinde yumurta geliştirmek için hangi ilaçlar kullanılır?

Tüp bebek tedavisine kullanılan çok çeşitli ilaçlar vardır. İlaç seçimi yapılırken hastanın yaşı, infertilite nedeni, eşinin sperm durumu, bireysel özellikleri, tedavi maliyeti ve başarı oranı dikkate alınarak kişiye özel tedavi planı yapılır. Bu nedenle hastadan hastaya değişen çok farklı tedavi kombinasyonları olabilir. Ama yumurta geliştirmek için sıklıkla kullanılan ilaçlar şunlardır:

  • Haplar: Klomifen, letrazol gibi tablet şeklinde ağızdan alınan bazı ilaçlar tüp bebek tedavisinde yumurta geliştirmek için kullanılabilir. Bunlar genelde bazı özel durumlarda (diğer ilaçlara verilen cevabı arttırmak için, ciddi hormon bozukluğunda, meme kanseri olanlarda) yumurta geliştirmek için kullanılır.
  • İğne şeklinde yumurta geliştirici ilaçlar (gonadotropinler): Bunlar farklı oranlarda ve miktarlarda FSH hormonu veya FSH+LH hormonu içeren iğnelerdir. Bazıları kalem şeklinde, enjeksiyona hazır formdadır. Bazılarında ise ilacın enjeksiyondan önce hazırlanması gerekir. Enjeksiyon genelde cilt altına ya da kas içine yapılır. Bunların kullanımı kolay, eğitim verildiğinde hasta tarafından uygulanabilecek iğnelerdir.
  • Yumurtaların erken çatlamasını engelleyen ilaçlar: Bunlara GnRh agonist ve GnRh antagonistleri denir. GnRh beyinde hipothalamus dediğimiz salgı bezinden belirli aralıklarla salınan, yumurtalık fonksiyonlarını düzenleyen bir hormondur. GnRh agonist ve GnRh antagonistleri gelişen yumurtaların henüz toplama aşamasına gelmeden önce erkenden çatlamalarını engellemek için kullanılır.
  • Çatlatma iğneleri (Human Koryonik Gonadotropin/LH): Çatlatma iğneleri olgunlaşan yumurtaların toplanmasından 35-37 saat önce uygulanır. Bunlar genelde kullanıma hazır enjektöre çekilmiş halde bulunur. Hem cilt altına hem kas içine uygulanabilir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçları kilo yapar mı?

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, hormon seviyelerinde değişiklik yaptığı için vücutta ödeme ve iştah açılmasına neden olabilir. Buna bağlı birkaç kilo alınabilir. Ancak beslenmeye dikkat edilirse bu kilolar kalıcı olmaz. Bunun dışında bu dönemde oluşan psikolojik değişiklikler ve stres yeme alışkanlıklarını değiştirerek kilo alımına neden olabilir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar kanser riskini artırır mı?

Hayır, tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların kanser riskini arttırdığına dair bir kanıt yoktur. Bu konuda birçok araştırma yapılmıştır ve bu ilaçlarla yumurtalık, rahim ve meme kanseri arasında direkt bir ilişki gösterilmemiştir. Ancak geçmişte hormona duyarlı kanser hastası olan kadınlarda tüp bebek tedavisinde standart ilaçlar kullanılmaz, onlara farklı ilaçlarla tüp bebek uygulaması yapılır.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlarının yan etkileri var mıdır?

Tedavide kullanılan ilaçlar genelde vücutta bulunan doğal hormonların benzerleri olduğu için, sağlıklı herhangi bir hastalığı olmayan kadınlarda belirgin bir yan etki oluşturmaz. İğne yapılan yerlerde kaşıntı, kızarıklık, hafif ağrı, yanma ve ufak morluklar olabilir. Tedavi esnasında oluşan hormonal değişiklikler göğüslerde hassasiyet, sıcak basması, duygu-durum değişiklikleri, kasık ağrısı- şişkinlik, kabızlık, sık idrara çıkmaya neden olabilir. Bunlar tedavi bittikten sonra normale döner. Gebelik oluşması halinde bir süre devam edebilir.

Tüp bebek tedavisi sonucunda yumurtalık rezervi biter mi?

Herhangi bir ilaç kullanmayan normal bir kadında, doğal döngünün bir parçası olarak adet başlamadan önceki hafta içinde bir sonraki dönemde büyüyecek yumurtalar seçilir. Her ay yaklaşık 100 yumurta bu şekilde seçilerek gelişmeye başlar. Bunlardan en kaliteli olan 1-2 tanesi büyümesini tamamlar ve onlar yumurtlamayla atılır. Kalan diğer yumurtalar programlanmış bir şekilde ölür, vücutta bulgu vermeden yok edilir, kaybolur. Eğer atılan yumurta döllenirse gebelik olur. Döllenmezse adet başlar ve aynı döngü menopoza kadar devam eder.

Tüp bebek tedavisinde geliştirilen yumurtalar o ay için zaten hazırlanan, atılacak olan yumurtalardır. Bunların ilaçlar kullanılarak geliştirilmesi, yumurtalık rezervini azaltmaz. Öte yandan, yumurtalıklar anne karnında daha embriyo döneminde oluşmaya başlar ve yeni doğmuş bir kız bebekte 1 milyon civarında yumurta bulunur.  Yumurta sayısı zamanla azalır, ergenliğe girmiş bir kız çocuğunda yaklaşık 400-500 bin yumurta bulunur. Bu yumurtalardan tüm üreme dönemi boyunca sadece 400-450 tanesi kullanılır, geri kalanlar apoptozise (programlanmış hücre ölümü) uğrayarak yok olur. Tüp bebek tedavisinde bu apoptozise uğrayan yumurtalar geliştirilerek gebelik elde etmek için kullanılır.

Tüp bebek tedavisi erken menopoza neden olur mu?

Hayır, tüp bebek tedavisi erken menopoza neden olmaz. Herhangi bir ilaç kullanmayan normal bir kadında, doğal döngünün bir parçası olarak her ay yaklaşık 100 yumurta seçilerek gelişmeye başlar. Bunlardan en kaliteli olan 1-2 tanesi büyümesini tamamlar ve onlar yumurtlamayla atılır. Kalan diğer yumurtalar programlanmış bir şekilde ölür, vücutta bulgu vermeden yok edilir, kaybolur. Eğer atılan yumurta döllenirse gebelik olur. Döllenmezse adet başlar ve aynı döngü menopoza kadar devam eder. Tüp bebek tedavisinde geliştirilen yumurtalar o ay için hazırlanan, zaten atılacak olan yumurtalardır. Bunların ilaçlar kullanılarak geliştirilmesi, yumurtalık rezervini azaltmaz. Dolayısıyla erken menopoza neden olmaz. Kadınlarda menopoz zamanını, genetik yapı ve doğuştan belli olan yumurtalık rezervi belirler.  

Tüp bebek tedavisi için yaş sınırı var mıdır?

Yumurtalık rezervi tükenmemiş, bitmemiş her kadın, eşinde 1 tane bile sperm varsa tüp bebek tedavisi alabilir. Ancak yaş ilerledikçe hem yumurta sayısı hem de yumurta kalitesi düşer. Bu nedenle özellikle 38 yaşından sonra gebelik oranları düşer. Yumurta olsa bile 40 yaşından sonra gebelik şansı %10-15, 45 yaşından sonra ise %1 – %5 civarındadır. Gebelik isteyen kadınların bu riskli yaşlara gelmeden tedavi almaları, gereken tedaviyi ertelememeleri başarıyı arttıran en önemli faktörlerden biridir.

Tüp bebekte toplanan her yumurtadan embriyo olur mu?

Maalesef hayır. Çünkü toplanan yumurtaların bir kısmı anormal ve olgunlaşmamış yumurtalardır. Bunlar ayrıldıktan sonra kalan sağlıklı olanlar, eşten alınan spermlerle döllenir. Sonrasında büyüme, bölünme gösterenler embriyo haline gelir. Büyümeyenler, bölünmeyenler ya da gelişimin herhangi bir aşamasında duraklama gösterenler sağlıksız olduğu için iyi kalite embriyo oluşturmaz. Yani her yumurtadan embriyo gelişmez. Bu nedenle sağlıklı yumurta ve sperm sayısına göre embriyo sayısı değişir. Genelde toplanan yumurtaların ½’si ya da 1/3’ü kadar embriyo gelişir.

Myomların olması yumurtalık rezervini azaltır mı?

Hayır, myomlar rahimde bulunur, yumurtalıklar ile miyomun bulunduğu yer birbirinden ayrıdır. Bu nedenle myom varlığı yumurta rezervini azaltmaz.

Tüp bebek tedavisi esnasında saç boyatılabilir mi?

İdeal olan, tedavi süresinde kimyasallara maruz kalmaktan kaçınmaktır. Ancak saç boyaları genelde aşırı kimyasal içermediği için tedavi esnasında çok gerekli görüyorsanız saçınızı boyayabilirsiniz. Sadece organik bazlı, amonyak içermeyen saç boyaları tercih edilmelidir. Boyama esnasında eldiven kullanmak, boyayı önerilenden daha fazla saçta tutmamak, sınırlı bir alana uygulamak ciltten kimyasal emilimini azaltır.

Tüp bebek tedavisi sonrası ve tedavi sırasında yolculuk yapılabilir mi?

Tedavi esnasında ve embriyo transferi sonrasında araç ve uçak yolculuğu yapmanızın bir sakıncası yoktur.

Tüp bebek tedavisi sonrası artan embriyolara ne oluyor?

Tüp bebek tedavisinde her seferinde rahme 1 veya 2 embriyo yerleştirilir. Çok sayıda sağlıklı embriyosu olan çiftlerlerde onam alınarak, kalan embriyolar ileride kullanılmak üzere dondurulur. Dondurulmuş embriyolar 5 seneye kadar saklanır. Tedavisi sonrası gebelik oluşmayan çiftlerde bu embriyolar çözdürülerek transfer yapılır.  Gebelik oluştuğunda ise, çift ileride tekrar çocuk sahibi olmayı isteğinde hazırda bulunan dondurulmuş embriyolar çözdürülerek kullanılır. Donmuş embriyo transferi ile ilk yapılan transfer arasında gebelik oranları açısından bir fark yoktur.

Tüp bebek tedavisi sonrası gebelik testi ne zaman ve nasıl yapılır?

Tüp bebek tedavisinde genelde yumurta toplandıktan 15 gün sonra gebelik testi yapılır. Bu embriyo transferinden 10-12 gün sonraya denk gelir. Kanda gebelik testi hem hassas hem de en doğru sonucu verir. Bu nedenle kanda gebelik testi yani beta-HCG yapılır.

Tüp bebek tedavisi sonrası idrarda gebelik testi yapılabilir mi?

İdrarda yapılan gebelik testlerinin hassasiyeti düşüktür. Bu nedenle erken gebelikte yanlış negatif sonuç  verebilir. Ayrıca HCG değerinin normal artışını takip ederek gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. İdrar testinde sadece görsel olarak bir sonuç elde edildiğinden değerdeki yükselme takip edilemez.

Tüp bebek sonrası oluşan gebelik ne zaman ultrasonda görülür?

Kanda gebelik testinin pozitif çıkması kimyasal gebelik olduğunu gösterir. 2 gün arayla yapılan kan testinde HCG değerinin kabaca 2 kat artması gebeliğin sağlıklı olduğunun bir işaretidir. HCG değeri yaklaşık 1500-2000 civarına ulaştığında gebelik ultrasonda görülebilecek boyutlara gelmiş olur. Bu ultrason karından veya vajinal yoldan bakılabilir.

Çiftlerde sorun bulunamazsa ve infertilite varsa nasıl bir yol izlenir?

İnfertil çiftlerin yaklaşık %10-15’inde açıklanamayan infertilite durumu vardır. Yani çiftlerin yapılan test ve taramalarının normal olmasına rağmen, gebelik oluşmamaktadır. Bu grup hastalarda önce aşılama yani intauterin inseminasyon tedavisi denenir. Aşılama tedavisiyle gebelik elde edilemezse tüp bebek tedavisine geçilir. Bu hasta grubunda tüp bebek tedavisiyle gebelik elde etme oranı yüksektir. Bazen sorunun ne olduğu tüp bebek tedavisi esnasında ortaya çıkar. Yumurta kalitesindeki sorunlar, genetik anormallikler, döllenme problemleri ancak yumurtalar toplandıktan sonra ve mikroenjeksiyon işlemi esnasında veya sonrasında embriyo takibinde ortaya çıkar.

Tüp bebek tedavisi uygulanacak çiftlerin özel bir diyet uygulanması gerekir mi?

Tüp bebek tedavisi alacak çiftlerin, eğer bir sağlık sorunları yoksa özel bir diyet uygulamasına gerek yoktur. İdeal kiloda olmak tedavi başarısını arttıracağından, kilosu fazla ya da az olan hastalarda buna uygun bir beslenme planı yapılmalıdır. Sigara-alkol alışkanlığı olanlar derhal bırakmalıdır. Tüm gebelik planlayanlara önerildiği gibi organik, sağlıklı ve dengeli beslenmek, sağlıklı embriyolar elde etmek için önemlidir. Paketlenmiş, işlenmiş hazır gıdalar tüketilmemeli, sağlıklı ev yapımı ürünler tercih edilmelidir. Asitli, kolalı içeceklerden uzak durulmalıdır. Çay, kahve ve kafeinli içecek tüketimi azaltılmalıdır. Çiğ etten yapılan şeyler (salam, sosis, etli çiğ köfte, suşi vb), derin deniz balıkları-kabuklu deniz ürünleri tüketilmemelidir. Günlük 2-3 lt su tüketilmelidir. Düzenli olarak proteinden zengin gıdalar, çeşitli ve renkli sebze ve meyvelerin tüketimine dikkat edilmelidir. Özellikle koyu renkli sebzeler, kırmızı-mor renkli sebze ve meyveler antioksidan açısından zengindir. Bunlar düzenli olarak diyete uygun şekilde alınmalıdır. Günlük kuruyemiş tüketimi de (fındık, ceviz, badem vb) önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken diğer nokta, doğru ve dengeli beslenme sadece anne adayı için değil, baba adayı için de önemlidir. Sonuçta sağlıklı embriyo için sağlıklı yumurta ve sağlıklı sperm olması gerekir.  

Tüp bebek tedavisine başlamadan önce yapılan testler için özel bir gün var mıdır?

Kadınlarda hormonal değerlendirme adet döngüsünün belli zamanlarında yapılır. Bazı hormon testleri (FSH, LH, östrojen, prolaktin vb) adetin 2- 3 gününde sabah aç karna yapılır. Progesteron ise beklenen adet zamanından 1 hafta önce veya adetin 21. günü yapılır. Bunun dışındaki testler için özel bir gün yoktur. Sadece bazıları için aç olmanız gerekebilir.

Yumurtalık rezervini tespit etmek için AMH (anti müllerien hormon) testi ne zaman yapılır?

AMH (Anti Müllerien Hormon) testi, yumurtalık rezervini görmek için yapılan bir kan testidir. Testin yapılması için özel bir zaman aralığı yoktur, açlık gerekmez. İlaç veya doğum kontrol haplarından etkilenmediği için, bu ilaçlar kesilmeden test yapılabilir. Test sonucu uzman bir hekim tarafından ultrason eşliğinde yumurta rezervi kontrol edildikten sonra yorumlanır, tek başına değerlendirilmez.  

Endometriozis veya çikolata kisti olan kadınlar çocuk istiyorlarsa ne yapmalıdır?

Endometriozis olan hastalarda adet sancısı, ilişkide ağrı, düşük yumurtalık rezervi ve infertilite sorunu sık görülür. Bu nedenle endometriozis hastalarının vakit kaybetmeden bir uzmana görünmesi, yumurtalık rezervi açısından değerlendirilmesi, gebelik istiyorsa sonuçlara göre yönlendirilmesi gerekir. İnfertil hastalar gecikmeden tedavi almalıdır.

Tüp bebek tedavisi için uygun olmayan ya da tedaviye rağmen gebelik olmayan çiftler nasıl çocuk sahibi olabilir?

Bazı durumlarda çiftlerin tüp bebek yöntemiyle bebek sahibi olması günümüz koşullarında mümkün olmaz. Örneğin kadında hiç yumurta yoksa (menopozdaysa) ya da erkekte hiç sperm bulunamazsa, kadının rahmi yoksa ya da alınmışsa, tüp bebek uygulaması yapılmaz. Böyle durumlarda evlatlık edinme alternatif olarak aileye sunulabilir.

Bu arada unutulmaması gereken bir nokta da sağlık alanında baş döndürücü hızda yenilikler ve teknolojik gelişmelerin yaşandığıdır. Kök hücre çalışmaları, rahim nakli gibi yeni tedavi yöntemleri henüz deneysel bile olsa bu tip hasta grupları için umut verici olabilir. Günümüz koşullarında çözümü mümkün olmayan bazı sorunların gelecekte, belki yakın bir zamanda yeni yöntemler kullanılarak tedavi edilebileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Tüp bebek ve mikroenjeksiyon nedir? Farkları nelerdir?

Laboratuvar ortamında sperm hücresi ile yumurta hücresinin bir araya getirilerek döllenmenin gerçekleşmesi işlemine “tüp bebek yöntemi” denir. Tüp bebekte yumurtanın yakınına bırakılan spermler, kendi hareketleriyle yumurtanın dış zarını delerek yumurta içine girer ve döllenmeyi gerçekleştirir.

Mikroenjeksiyon tekniğinde ise ileri düzey özel bir mikroskop kullanılarak, tek tek seçilmiş kaliteli sperm hücreleri, birer birer yumurta hücrelerinin içine ince bir iğneyle yerleştirilir ve döllenme oluşması sağlanır. Bu nedenle özellikle erkek kaynaklı infertilitede (şiddetli oligospermi-azospermi gibi durumlarda) mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek yöntemine göre döllenme ve gebelik elde etme anlamında daha başarılıdır.

Kadınlarda doğurganlığı etkileyen faktörler nelerdir?

Genetik faktörler, yaş, sistemik hastalıklar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, anatomik bozukluklar, endometriozis, adenomyozis, polip, myom gibi kadın hastalıkları, aşırı kilo ve insülin direnci varlığı, sigara-alkol-aşırı kafein tüketimi ve stres doğurganlığı etkileyen faktörlerden bazılarıdır.

Tüp bebekte başarıyı etkileyen faktörler nelerdir?

Kadının yaşı, yumurtalık rezervi ve yumurta kalitesi, stres, ideal kiloda olmak, jinekolojik sorunların varlığı (myom, enfeksiyon, rahim anormallikleri, endometriozis, tüplerde sıvı toplanması gibi), sperm sayı ve kalitesi, sigara ve alkol kullanımı, rahim iç zarının embriyonun yuvalanmasına yetecek şekilde olması, çiftin genetik problemleri gibi etmenler tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörlerden bazılarıdır.

İki tüp bebek denemesi arasında ne kadar ara vermek gerekir?

İlk tüp bebek denemesi sonrası Beta-HCG sonucu negatif gelmişse kadının adet görmesi beklenir. Adet sonrası genelde 1 ay ara verilip sonraki görülen adette tedaviye tekrar başlanabilir. Ancak bazı hastalarda durum daha fazla ara vermeyi gerektirebilir. Burada ne kadar ara verileceğine takibi yapan karar verir.

JİNEKOLOG ANKARA

Tüm makaleleri gör

38 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir