Miyomlar, kadın üreme sisteminin en sık görülen iyi huylu tümörleridir. Birçok kadın, hayatının bir döneminde bu teşhisi alır. Kimi zaman sessizce ilerleyen, kimi zaman ise şiddetli kanamalar ve ağrılarla hayatı kabusa çeviren bu kitlelerin kesin tedavisi genellikle cerrahidir. Ancak “ameliyat” kelimesi, doğası gereği endişe barındırır. Google’da yapılan aramaların büyük bir kısmı, ameliyatın faydalarından ziyade miyom ameliyatı riskleri üzerinedir.

Bu kapsamlı rehberde; miyom ameliyatının (miyomektomi) potansiyel tehlikelerini, açık ve kapalı yöntemlerin risk farklarını, rahmin kaybedilme ihtimalini ve operasyon sonrası oluşabilecek komplikasyonları sansürsüz, gerçekçi ve bilimsel veriler ışığında ele alacağız. Amacımız sizi korkutmak değil, olası senaryolara karşı bilinçlenmenizi ve doktorunuzla bu riskleri konuşarak en doğru kararı vermenizi sağlamaktır.

Miyomların Neden Olduğu Riskler

Miyomlar, bazı riskleri beraberinde getirebilir. Bu risklerden bazıları şunlardır:

  1. Hipermenore: Miyomlar, aşırı adet kanamalarına neden olabilir. Bu durum hipermenore olarak adlandırılır ve demir eksikliği anemisi gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.
  2. Pelvik Ağrı: Büyük miyomlar pelvik bölgede ağrı veya rahatsızlık hissi oluşturabilir.
  3. İnfertilite: Miyomlar bazı kadınlarda infertiliteye (kısırlığa) neden olabilir.
  4. İdrar Yolu Problemleri: Büyük miyomlar, idrar torbası veya böbreklere baskı yaparak idrar yolu sorunlarına yol açabilir.

Miyom Ameliyatı Tehlikeli mi?

Her cerrahi müdahale, ne kadar küçük olursa olsun belirli riskler taşır. Miyom ameliyatları, günümüz teknolojisi ve deneyimli cerrahlar sayesinde oldukça güvenli kabul edilen “rutin” prosedürler arasındadır. Ancak bu, riskin “sıfır” olduğu anlamına gelmez. Risklerin derecesi; miyomun boyutuna, yerleşim yerine, sayısına, hastanın yaşına, kilosuna ve daha önce geçirdiği ameliyatlara göre değişkenlik gösterir.

Riskler genel olarak üç kategoride incelenir:

  1. Anesteziye bağlı riskler.
  2. Cerrahi prosedüre bağlı anlık riskler (kanama, organ yaralanması vb.).
  3. Uzun vadeli riskler (yapışıklık, doğurganlık sorunları vb.).

En Büyük Korku: Ameliyat Sırasında Rahmin Alınması Riski

Miyom ameliyatı olmayı düşünen, çocuk isteği olan veya rahmini korumak isteyen kadınların en büyük kabusu, ameliyata sadece miyom aldırmak için girip, rahmin tamamının alınması (histerektomi) ile uyanmaktır.

Bu risk var mıdır? Evet, vardır. Ancak oranlar oldukça düşüktür. Miyomektomi (sadece miyomun alınması) planlanan bir ameliyatta rahmin alınma riski %1’in altındadır. Bu durum genellikle şu senaryolarda gerçekleşir:

  • Durdurulamayan Kanama: Miyomlar kan damarları açısından çok zengin yapılardır. Çıkarıldıkları yatakta çok şiddetli ve kontrol edilemeyen bir kanama başlarsa, annenin hayatını kurtarmak için rahim alınmak zorunda kalınabilir.
  • Miyomun Konumu: Eğer miyom rahmin ana damarlarına çok yakınsa veya rahmin neredeyse tamamını kaplamışsa, doku bütünlüğü sağlanamayabilir.

Bu risk, cerrahın tecrübesiyle ters orantılıdır. Deneyimli bir jinekolojik cerrah, kanamayı durdurmak için çok çeşitli tekniklere (rahim damarlarını geçici bağlama vb.) sahiptir ve rahmi kurtarmak için sonuna kadar savaşır.

Açık Miyom Ameliyatı (Laparotomi) Riskleri

Kesi yapılarak gerçekleştirilen açık ameliyatlar, çok büyük veya çok sayıda miyomu olan hastalar için hala geçerli bir yöntemdir. Ancak kendine has riskleri mevcuttur.

1. Enfeksiyon Riski

Kesi yeri büyük olduğu için yara yeri enfeksiyonu riski, kapalı yöntemlere göre daha yüksektir. Ayrıca karın içi apseler nadir de olsa görülebilir.

2. Ciddi Yapışıklıklar (Adezyon)

Açık cerrahinin en büyük uzun vadeli risklerinden biri karın içi yapışıklıklardır. Ameliyat sonrası bağırsakların birbirine veya rahmin karın duvarına yapışması, ilerleyen yıllarda kronik kasık ağrılarına veya bağırsak tıkanıklıklarına yol açabilir. Ayrıca bu yapışıklıklar tüpleri tıkayarak kısırlığa neden olabilir.

3. İyileşme Sürecinde Zorluklar

Büyük kesi, fıtık (insizyonel herni) riskini beraberinde getirir. Ayrıca ağrı kontrolü daha zordur ve hastanede kalış süresi uzundur, bu da hastane kaynaklı enfeksiyon riskini marjinal olarak artırır.

Kapalı (Laparoskopik) Miyom Ameliyatı Riskleri

Günümüzde altın standart olarak kabul edilen laparoskopi, konforlu olsa da cerrahın yeteneğine çok bağımlı bir yöntemdir ve spesifik riskler taşır.

1. Organ Yaralanmaları

Kamera ve aletlerle karın içinde çalışılırken, miyomun komşuluğundaki mesane (idrar torbası), üreter (idrar kanalı) ve bağırsaklar yanlışlıkla zedelenebilir. Özellikle daha önce sezaryen veya başka karın ameliyatı geçirmiş hastalarda yapışıklıklar bu riski artırır.

2. Açık Ameliyata Dönme İhtimali

Bazen laparoskopik olarak başlanan ameliyat, teknik zorluklar, görüş alanının bozulması veya beklenmedik kanamalar nedeniyle güvenliği sağlamak adına açık ameliyata döndürülebilir. Bu bir başarısızlık değil, hasta güvenliği için alınan bir önlemdir. Oranı %2-5 civarındadır.

3. Gaz Embolisi ve Ağrısı

Laparoskopide karın şişirmek için kullanılan karbondioksit gazı, nadiren damar içine kaçarak emboliye neden olabilir (çok nadir). Daha sık görülen durum ise gazın diyaframa yaptığı baskı sonucu ameliyat sonrası omuz ağrısıdır.

Histeroskopik Miyom Ameliyatı Riskleri

Rahim iç duvarına yerleşmiş (submüköz) miyomlar için vajinal yoldan yapılan kesisiz ameliyattır. En spesifik riskleri şunlardır:

1. Sıvı Zehirlenmesi (Overload Sendromu)

Histeroskopi sırasında rahmin içini görüntülemek için sürekli sıvı verilir. Bu sıvının rahim damarlarından kana aşırı miktarda karışması, vücudun elektrolit dengesini bozarak hayati risk (beyin ödemi, kalp yetmezliği) oluşturabilir. Deneyimli ekipler giren-çıkan sıvı takibini yaparak bu riski minimize eder.

2. Rahim Delinmesi (Perforasyon)

Kullanılan aletlerin rahim duvarını delmesi riskidir. Genellikle kendiliğinden iyileşir ancak bazen laparoskopi ile tamir gerektirebilir.

Kanama ve Kan Transfüzyonu Riski

Miyom ameliyatlarının doğasında kanama vardır. Miyom dokusu damar yumağı gibidir.

  • Ameliyat sırasında kan kaybı, hastanın kan değerlerini (hemoglobin) düşürebilir.
  • Kanama çok olursa kan nakli (transfüzyon) gerekebilir. Kan nakli de kendi içinde alerjik reaksiyon veya çok nadir de olsa enfeksiyon bulaşma riskleri taşır.
  • Cerrahlar bu riski azaltmak için ameliyat öncesi kan değerlerini yükseltici tedaviler uygular ve ameliyat sırasında kanamayı azaltıcı ilaçlar kullanır.

Tromboemboli (Pıhtı Atması) Riski

Tüm pelvik cerrahi girişimlerde olduğu gibi miyom ameliyatlarında da bacak damarlarında pıhtı oluşması (DVT) ve bu pıhtının akciğere gitmesi (Pulmoner Emboli) riski vardır.

  • Risk Faktörleri: İleri yaş, obezite, sigara kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımı ve uzun süren ameliyatlar.
  • Önlem: Hastaya ameliyat öncesi ve sonrası varis çorabı giydirilir ve kan sulandırıcı iğneler yapılır. Erken ayağa kalkıp yürümek bu riski neredeyse sıfıra indirir.

Doğurganlık ve Gelecek Gebelikler Üzerine Riskler

Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için miyom ameliyatı iki ucu keskin bıçaktır; miyom kısırlık yapabilir ama ameliyatın da riskleri vardır.

1. Rahim Duvarında Zayıflama

Miyom çıkarılırken rahim kas tabakasında bir kesi yapılır ve sonra dikilir. Bu bölge, iyileşse bile orijinal dokudan bir miktar daha zayıf olabilir.

2. Gebelikte Rahim Yırtılması (Rüptür)

Miyom ameliyatı geçiren kadınların, sonraki gebeliklerinde ve özellikle doğum sırasında rahmin eski dikiş yerinden yırtılma riski çok düşüktür (%0.5-1) ancak vardır. Bu hayati bir risktir. Bu nedenle miyom ameliyatı olan kadınlara genellikle normal doğum yerine sezaryen önerilir.

3. Tüplerde Tıkanıklık

Ameliyat sonrası oluşabilecek yapışıklıklar, tüplerin (yumurtalık kanalları) hareketini kısıtlayabilir veya tıkayabilir. Bu durum doğal yolla gebeliği zorlaştırabilir.

Miyomun Tekrarlama (Nüks) Riski

Miyom ameliyatının “teknik” bir riski olmasa da, hastalar için en can sıkıcı durum miyomların geri gelmesidir.

  • Miyomektomi ile sadece mevcut miyomlar alınır. Hastanın genetik yapısı miyom üretmeye yatkınsa, ilerleyen yıllarda (özellikle menopoza kadar olan sürede) yeni miyomlar çıkabilir.
  • Tek miyomu olanlarda nüks riski %10-20 iken, çoklu miyomu olanlarda bu risk %50’lere kadar çıkabilir.
  • Miyomların tekrarlaması, ikinci bir ameliyat ihtiyacını doğurabilir ki; ikinci ameliyatlar yapışıklık riski açısından her zaman ilkinden daha zordur.

Riskleri Arttıran Faktörler Nelerdir?

Her hastada risk aynı değildir. Aşağıdaki durumlar komplikasyon ihtimalini artırır:

  • Miyomun Boyutu ve Sayısı: Dev miyomlar (10 cm üzeri) ve çok sayıda (20-30 adet) miyom çıkarmak kanama riskini artırır.
  • Obezite: Aşırı kilo, hem cerrahiyi zorlaştırır, hem yara iyileşmesini geciktirir hem de pıhtı riskini artırır.
  • Anemi (Kansızlık): Ameliyata düşük kan değerleriyle girmek, iyileşmeyi bozar ve transfüzyon ihtiyacını doğurur.
  • Daha Önce Geçirilmiş Ameliyatlar: Daha önce karın ameliyatı olanlarda yapışıklıklar organ yaralanması riskini yükseltir.

Miyom Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Belirtiler

Eve taburcu olduktan sonra aşağıdaki belirtiler gelişirse, bu bir komplikasyonun habercisi olabilir ve acil doktor müdahalesi gerekir:

  • Ateşin 38 derecenin üzerine çıkması.
  • Kesi yerinde artan kızarıklık, ısı artışı ve kötü kokulu akıntı.
  • Şiddetli, ağrı kesicilerle geçmeyen karın ağrısı.
  • Bacakta şişlik, ağrı ve ısı artışı (pıhtı şüphesi).
  • Nefes darlığı ve göğüs ağrısı.
  • Çok yoğun, adet kanamasından fazla vajinal kanama.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Miyom ameliyatında ölüm riski var mıdır?

Her büyük cerrahi operasyonda olduğu gibi miyom ameliyatında da anesteziye veya emboli (pıhtı atması) gibi komplikasyonlara bağlı çok düşük de olsa hayati risk vardır. Ancak modern tıbbi imkanlar ve deneyimli ekiplerle yapılan ameliyatlarda bu risk on binde birlerin altındadır. Genellikle güvenli kabul edilen, ölüm oranının son derece düşük olduğu bir ameliyat grubudur.

Miyom ameliyatı sonrası karında hissizlik kalıcı mıdır?

Açık ameliyatlarda (sezaryen kesisi gibi) kesi hattı boyunca sinir uçları kesildiği için o bölgede uyuşukluk veya hissizlik olması çok normaldir. Bu hissizlik genellikle aylar içinde azalır ancak bazı hastalarda kesi hattının hemen üzerinde kalıcı, hafif bir hissizlik kalabilir. Laparoskopik (kapalı) ameliyatlarda kesiler çok küçük olduğu için bu sorun neredeyse hiç yaşanmaz.

Miyom ameliyatı cinsel hayatı bitirir mi?

Hayır, miyom ameliyatı cinsel hayatı bitirmez, aksine iyileştirir. Miyomların neden olduğu ağrı, baskı hissi ve kanamalar ortadan kalktığı için cinsel yaşam kalitesi artar. Sadece iyileşme süreci olan ilk 4-6 hafta boyunca (doktorun önerisine göre) cinsel ilişki yasağı vardır. Bu süre sonunda her şey normale döner.

Ameliyat sırasında kanser yayılma riski nedir?

Laparoskopik ameliyatlarda büyük miyomları dışarı çıkarmak için “morselatör” denilen kıyıcı bir alet kullanılır. Eğer miyom sandığımız kitle aslında bir “sarkom” (kanser) ise, bu işlem kanser hücrelerini karın içine yayabilir. Bu risk yaklaşık 350-500 miyom ameliyatında birdir. Bu riski önlemek için artık miyomlar özel bir torba (endobag) içine alınarak parçalanmaktadır.

Miyom ameliyatı yumurtalık rezervini düşürür mü?

Miyomlar rahim dokusundadır, yumurtalıklar ise ayrı organlardır. Prensip olarak miyom ameliyatı yumurtalık rezervini etkilemez. Ancak cerrahi sırasında yumurtalığı besleyen damarların yanlışlıkla bağlanması veya kan akışının bozulması gibi çok nadir teknik hatalar rezervi etkileyebilir. Deneyimli ellerde yumurtalıklar tamamen korunur ve zarar görmez.

Ameliyattan sonra miyomlar tekrar çıkar mı?

Evet, miyomektomi (miyomun alınması) rahmin korunduğu bir işlemdir. Rahminiz durduğu sürece ve menopoza girmediğiniz sürece yeni miyom üretme potansiyeliniz vardır. Özellikle çok sayıda miyomu olanlarda ve genç hastalarda 5 yıl içinde nüks riski %15-30 arasında değişebilir. Tekrarlamayı önlemenin kesin bir ilaç tedavisi maalesef yoktur.

Miyom ameliyatı sonrası hemen menopoza girilir mi?

Eğer ameliyatta yumurtalıklar alınmadıysa (ki miyom ameliyatında standart prosedür sadece miyomun alınmasıdır), menopoza girmezsiniz. Hormonal döngünüz eskisi gibi devam eder. Sadece rahim alındıysa (histerektomi) ve yumurtalıklar bırakıldıysa; adet görmezsiniz ama menopoza girmezsiniz (ateş basması vb. olmaz), yumurtalıklar hormon üretmeye devam eder.

Kapalı ameliyat mı daha riskli açık ameliyat mı?

Risk türleri farklıdır. Açık ameliyatta enfeksiyon, yara iyileşmesi sorunu ve fıtık riski daha fazladır; iyileşme geçtir. Kapalı ameliyatta ise cerrahi deneyim azsa organ yaralanması riski bir miktar daha yüksek olabilir. Ancak genel hasta konforu ve komplikasyon oranları açısından deneyimli cerrahlar için kapalı ameliyat daha az riskli ve daha avantajlıdır.

Miyom ameliyatı ne kadar sürer?

Ameliyat süresi miyomun yerine, büyüklüğüne, sayısına ve kullanılan yönteme göre değişir. Histeroskopik ameliyatlar 15-30 dakika sürebilirken, çok sayıda miyomun olduğu açık veya laparoskopik cerrahiler 1 ila 3 saat arasında sürebilir. Sürenin uzaması anestezi riskini ve enfeksiyon riskini çok hafif oranda artırabilir.

Ameliyat sonrası çok ağrı olur mu?

Açık ameliyatlardan sonra ilk birkaç gün, kas kesildiği için ağrı hissedilir ancak güçlü ağrı kesicilerle kontrol altına alınır. Laparoskopik (kapalı) ameliyatlarda ise ağrı çok daha azdır, hastalar genellikle ertesi gün yürüyerek taburcu olur. Omuz ağrısı (gaz sancısı) kapalı ameliyatın spesifik bir yan etkisidir ve birkaç günde geçer.

Miyom patlaması diye bir risk var mıdır?

Miyomlar içi sıvı dolu balonlar değil, katı kas yumaklarıdır. Bu yüzden “patlama” gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak çok hızlı büyüyen miyomlarda “dejenerasyon” denilen, miyomun içinin ölmesi ve sıvılaşması durumu olabilir ki bu çok şiddetli ağrı yapar. Acil ameliyat gerektiren durumlar genellikle miyomun sapı etrafında dönmesi (torsiyon) ile oluşur.

Ameliyatsız miyom tedavisi riskli midir?

Ameliyatsız yöntemler (embolizasyon gibi) cerrahi riskleri taşımaz ancak kendi riskleri vardır. Örneğin embolizasyon işleminde (miyom damarının tıkanması), tıkanıklığın yumurtalık damarlarına da zarar verip erken menopoza yol açma veya işlemin başarısız olma, ağrının çok şiddetli olma riskleri vardır. Ayrıca embolizasyon sonrası enfeksiyon riski de mevcuttur.

Bekar hastalarda miyom ameliyatı kızlık zarına zarar verir mi?

Açık ve laparoskopik (karından yapılan) ameliyatların vajina veya kızlık zarı ile hiçbir ilgisi yoktur, zarar vermezler. Sadece histeroskopik (alttan kamera ile girilen) ameliyatlar vajinal yoldan yapıldığı için kızlık zarı yapısını bozar. Bekar hastalarda histeroskopi kararı, hasta ile detaylı konuşularak ve riskler anlatılarak verilir.

Ameliyat sonrası adet düzensizliği olur mu?

Ameliyatı takip eden ilk 1-2 ay, rahim iyileşme sürecinde olduğu için adetler düzensiz, lekelenme şeklinde veya gecikmeli olabilir. Bu beklenen bir durumdur. Ancak uzun vadede miyom alındığı için adetlerin daha düzenli hale gelmesi ve aşırı kanamaların bitmesi beklenir. Kalıcı bir düzensizlik varsa hormonal başka sebepler araştırılmalıdır.

Miyom ameliyatı kilo aldırır mı?

Ameliyatın kendisi veya rahmin alınması metabolizmayı yavaşlatıp kilo aldırmaz. Ancak iyileşme dönemindeki hareketsizlik ve “hasta bakımı” adı altında yüksek kalorili beslenme kilo alımına sebep olabilir. Hatta büyük miyomlar alındığında (bazıları 1-2 kg olabilir) tartıda ani bir rahatlama bile görülür.

Hangi boyuttaki miyomlar için ameliyat riski alınmalıdır?

Sadece boyut tek kriter değildir. 10 cm olup hiç şikayet yapmayan bir miyom takip edilebilirken, 3 cm olup rahmin içine bası yapan ve aşırı kanatan bir miyom ameliyat gerektirir. Genel kural; organlara bası yapan, çok kanatan, ağrı yapan, kısırlığa neden olan veya hızla büyüyüp kanser şüphesi uyandıran miyomlar için ameliyat riski göze alınmalıdır.

Diyabet veya tansiyon hastaları için miyom ameliyatı riskli mi?

Kronik hastalıklar her cerrahi için ek risk faktörüdür. Diyabet (şeker) hastalarında yara iyileşmesi geç olabilir ve enfeksiyon riski daha yüksektir. Tansiyon hastalarında ise ameliyat sırası kanama kontrolü zorlaşabilir. Ancak bu hastalıklar ameliyata engel değildir; ameliyat öncesi dahiliye konsültasyonu ile şeker ve tansiyon regüle edilerek riskler minimize edilir.

Ameliyat sonrası dikişlerin açılma riski nedir?

Laparoskopik ameliyatlarda delikler çok küçük olduğu için dikiş açılma riski yok denecek kadar azdır. Açık ameliyatlarda ise aşırı öksürme, ıkınma, ağır kaldırma veya enfeksiyon gelişmesi durumunda dikiş hatlarında ayrışma olabilir. Özellikle obez hastalarda bu risk daha yüksektir. Korse kullanımı ve ani hareketlerden kaçınmak bu riski önler.

Ameliyattan sonra ne zaman spora başlanabilir?

Hafif yürüyüşlere hemen başlanması önerilir (emboli riskini azaltmak için). Ancak karın kaslarını zorlayan pilates, ağırlık kaldırma, mekik çekme gibi sporlar için açık ameliyattan sonra en az 3 ay, kapalı ameliyattan sonra ise 1.5 – 2 ay beklenmesi önerilir. Erken başlamak fıtık riskini doğurabilir.

Miyom ameliyatı sonrası bağırsak yaralanması hemen anlaşılır mı?

Çoğu zaman ameliyat sırasında fark edilir ve onarılır. Ancak bazen “termal hasar” dediğimiz, ısıya bağlı ince yaralanmalar ameliyattan 3-4 gün sonra delinmeye yol açabilir. Bu durum ameliyat sonrası gelişen şiddetli karın ağrısı, ateş ve genel durum bozukluğu ile kendini belli eder. Çok ciddi bir durumdur ve acil müdahale gerektirir.

Sonuç Olarak;

Miyom ameliyatı riskleri, iyi bir hazırlık süreci, doğru cerrah seçimi ve uygun cerrahi yöntemle (mümkünse laparoskopi) yönetilebilir seviyededir. Tedavi edilmeyen miyomların yaratacağı kansızlık, organ hasarı ve yaşam kalitesi kaybı; çoğu zaman ameliyatın potansiyel risklerinden daha ağır basmaktadır. Endişelerinizi doktorunuzla açıkça paylaşmaktan çekinmeyin; bilgi, korkunun en etkili panzehridir.

Doç. Dr. Aydın Köşüş

Doç. Dr. Aydın Köşüş

Tüp Bebek ve Jinekolojik Cerrahi Uzmanı

Doç. Dr. Aydın Köşüş, jinekoloji ve üreme sağlığı alanındaki derin akademik tecrübesiyle binlerce başarılı operasyona imza atmıştır. Uzmanlık alanları arasında **tüp bebek tedavisi, laparoskopik ve histeroskopik kapalı ameliyatlar, miyom cerrahisi ve ileri düzey genital estetik operasyonları** yer almaktadır. Ankara’da klinik çalışmalarına devam eden Dr. Köşüş, cerrahi hassasiyeti ve hasta odaklı yaklaşımıyla kadın sağlığında yüksek başarı oranlarını hedeflemektedir.
Doç. Dr. Nermin Köşüş

Doç. Dr. Nermin Köşüş

Tüp Bebek ve Riskli Gebelik Uzmanı

Doç. Dr. Nermin Köşüş, akademik kariyeri boyunca üreme sağlığı ve jinekolojik onkoloji temelindeki cerrahi tecrübesiyle uzmanlaşmıştır. Özellikle **infertilite (kısırlık) cerrahisi, kist ameliyatları, laparoskopik cerrahi ve riskli gebeliklerin cerrahi yönetimi** konularında uzmanlaşmıştır. Ankara’da hastalarına hizmet veren Dr. Köşüş, modern tıbbın sunduğu en güncel cerrahi teknikleri ve kişiye özel tedavi protokollerini başarıyla uygulamaktadır.
Tıbbi İnceleme & Onay

Uzman Doktorlarımızın Görüşü ve Editör Onayı

Doç. Dr. Aydın Köşüş
Doç. Dr. Aydın Köşüş

Tüp Bebek, Kadın Hastalıkları Uzmanı ve Jinekolojik Cerrahi

Profil »
Doç. Dr. Nermin Köşüş
Doç. Dr. Nermin Köşüş

Tüp Bebek, Kadın Hastalıkları Uzmanı ve Jinekolojik Cerrahi

Profil »

✓ Editör Onayı: Bu makalede sunulan tüm tıbbi bilgiler; güncel literatür taramaları ve klinik protokoller ışığında Doç. Dr. Aydın Köşüş ve Doç. Dr. Nermin Köşüş tarafından incelenmiş ve doğruluğu onaylanmıştır. İçeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

1 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir